22
Şubat
2012
Sosyal medyanın her ne kadar son üç yılda gelişmiş gibi görünse de aslında uzun bir tarihinin olduğunu daha önce sizlerle paylaşmıştık. Ancak sosyal medyanın gerçek anlamda 2006’dan sonra ivme yakaladığını düşünürsek aslında kimileri için hala çok yeni bir kavram. Özellikle küçük şirketler bu yeni medyayı nasıl kullanacakları, müşterilerini nasıl geliştirecekleri ve isimlerini nasıl daha çok insana duyurabilecekleri konusunda henüz uzman değiller.
Son birkaç yıla baktığımızda sosyal medyanın, birçok iş kolunun büyümesinde, marka farkındalığının artırılmasında ve e-ticaretin gelişmesinde önemli bir rolü olduğunu görüyoruz. Bugün markaların çoğu sosyal medyayı daha efektif kullanabilmek için kendini geliştiriyor. Wix tarafından yayınlanan infogragrik, bize ABD’lilerin %80’i en azından bir sosyal ağı kullandığını söylüyor. Hemen söyleyelim; Türkiye’de durum çok farklı değil. Malum ülkemiz kullanıcı sayısı bakımından Facebook’ta altıncı sırada yer alıyor.
Peki şirketler, kendileri için milyonlarca müşteri anlamına gelen bu ağlarda neden yer almalı? Küçük şirketlerin kendilerine en çok sordukları soru bu olsa gerek. İnfografikte bu sorunun cevabı detaylı bir şekilde net verilerle anlatılıyor. Bugün dünyada 2 milyarın üzerinde olan sosyal medya kullanıcısının 2011 yılında %480 artış göstermiş olması oldukça önemli. Ayrıca sosyal ağlardaki aktif kullanıcıların %53’ü markaları takip ediyor. Rakamlar bize sosyal medya daha az maliyetle daha çok kişiye ulaşabileceğimizi de söylüyor.
İnfografikte bunlara ek olarak şirketlerin sosyal ağlarda kendi kitlelerini oluşturarak, müşterileriyle diyalağunu artırma ve olumsuzlukları kontrol etme şansı tanıdığı belirtiliyor. Araştırmada, şirketlerin sosyal ağlarda kendi marka avukatlarını oluşturabildiklerini ve bu sayede satışlarını %48 artırdıkları da dile getiriliyor.
22
Şubat
2012
Ocak ayının ortasında Google’ın kendi blogunda arama sonuçlarında Google+ içeriklerini ön plana çıkaracağını duyurmuştu. Google’ın bu hamlesi tekelleşmesi yolunda atılan önemli bir adımdı çünkü Google Twitter ve Facebook kullanıcılarını arka plana atmış oluyordu. Hatta Twitter, geçtiğimiz ay içerisinde Google’ın yeni politikası ile ilgili eleştiride dahi bulunmuştu.
2011 yılında Türkiye’de de faaliyet göstermeye başlayan Yandex, dün yayınladığı bülten ile sosyal ağ arama programı başlattığını duyurdu. Bu sayede Yandex kullanıcıları başta Facebook, Google+, LinkedIn olmak üzere sosyal ağlardaki profil görüntülerine tek arama ile kolayca ulaşabilecekler.
Google’ın kendi hamlesine karşılık Twitter da çok önemli bir adım atarak Yandex’in arama sonuçlarında tüm Twitter verilerinin gösterileceğini ilan etti. Yandex’in bir anlaşma olarak tanımladığı bu gelişmede ayrıca Twitter için gelir etme olasılığının da bulunduğu dile getirildi. Anlaşma henüz tamamlanmadı ancak Microsoft da buna benzer bir arama anlaşması için Twitter’a 30 milyon dolar ödedi.
Yandex ile anlaşma neticesinde Twitter’ın verileri hem Yandex’in blog aramalarında hem de twitter.yandex.ru aracılığıyla özel bir URL ile görünecek.
Herkes tarafından görülebilen tüm tweetlerin kapsamda olduğu ancak özellikle iki milyondan fazla kullanıcı tweetini kapsayan Rusya, Ukrayna, Belarus ve Kazakistan bölgesindeki kullanıcıların ön plana çıkması olası görünüyor. Ayrıca internet kullanıcıları, isim ve hashtag ile de arama yapabilecek.
Twitter ile Yandex arasında yapılan anlaşma yerel ortaklık olarak nitelendirilse de Twitter’ın kapsamını genişletmesi ve İngilizce dışında da kullanılırlığının artması açısından yararlı olduğunu söyleyebiliriz. Rusya pazarının yüzde 60’ı civarında etkin olan Yandex için Twitter ile anlaşma ise sadece sosyal ağ arama sonuçlarını göstermekten daha fazla anlam ifade ediyor. Yandex halihazırda haber paylaşımı ve diğer içerikler için Google benzeri özellikleri sunuyordu, bu sayede etkinliğini daha da arttırmış olacak.
22
Şubat
2012
Bizler bugün 2 milyar insanın internet kullandığı bir dünyada yaşıyoruz. Kısa bir süredir hayatımızda olmasına rağmen internette nereye bakarsanız orada yeni bir sosyal paylaşım sitesiyle karşılaşıyorsunuz. İnsanlar bir zamanın mahrem olarak kabul edilenleri şimdi eşiyle dostuyla veya tanımadığı milyonlarca insanla rahatlıkla paylaşabiliyor. Araştırmalar insanların gün geçtikçe internette daha çok zaman geçirdiklerini ortaya çıkarıyor.
Zira insanlar iş bulmak, yeni arkadaşlar edinmek, iletişim kurmak, alışveriş yapmak, bilgi edinmek ve kendini geliştirmek gibi temel birçok ihtiyacını karşılamak için sosyal ağları kullanıyor. Sosyal ağlar gerçekten temel bir ihtiyaç mıdır?
ABD’li psikolog Abraham Maslow’un 1943 yılında yayınladığı “İhtiyaçlar Hiyerarşisi Teorisi” bu konuya ışık tutabilir. Maslov’un teorisine göre nefes, besin, su, cinsellik, uyku temel insan ihtiyaçları piramidin en alt basamağında yer alır. Bunu en üst basamağa doğru güvenlik, ait olma ve sevgi, saygınlık ve kendini gerçekleştirme gereksinimleri izler. Maslov’a göre belirli bir kategorideki gereksinimler tam olarak karşılanmadan kişi bir üst düzeydeki kategorinin gereksinimlerini algılamaz. Örnek olarak günlük olarak karnını doyurabilen fakat güvenlik içinde bulunmayan, kendini sürekli olarak olası bir tehdit altında algılayan bir insanın, dünya görüşünü geliştirmek için kitap okumak gibi bir gereksinimi yoktur.
SMTT bu teoriyi sosyal medya araçları üzerinden ele alan bir infografik yayınladı. İnfografiğe göre henüz piramidin birinci basamağında bulunan fiziksel gereksinimleri karşılayabilen bir sosyal ağ bulunmuyor. Ancak ikinci ana gereksinim olan ‘kendini güvende hissetme’ ihtiyacını LinkedIn’in sağladığını görebiliyoruz. İnfografikte her ne kadar tartışmaya açık da olsa da Facebook ve Google+’ın aile ve arkadaşlara olan aidiyet gereksinimini karşıladığı belirtilmiş. İnfografik saygınlık gereksinimi için Twitter’ın, kendini gerçekleştirmek için ise blogların kullanıldığını söylüyor.
22
Şubat
2012
Türkiye’de internet kullanımı ve çocukların internetin zararlarından korunmasına ilişkin araştırma önergeleri Danışma Kurulu’nun önerisiyle TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. Görüşmeler sırasında, partileri adına konuşma yapan bakan ve milletvekilleri konuyu etraflıca tartıştılar ve internet kullanımı ile ilgili çeşitli problemleri masaya yatırdılar.
Konuya ilişkin olarak hükümet adına söz alan Sağlık Bakanı Recep Akdağ; ”Bize düşen bu konudaki mevzuatı geliştirmek, toplumun internete erişimini kolaylaştırırken zararlarından korumaktır” şeklinde konuştu. İnternet güvenliği konusuna değinen Akdağ, güvenli internet için çeşitli tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı. Sağlık Bakanı Akdağ ayrıca; çocuk ve gençlerde internet bağımlılığı, internette yer alan uygunsuz içerikler gibi konulara da değindi ve bunlarla ilgili olarak aileleri uyardı. Hükümet olarak TBMM’de konuyla ilgili komisyon kurulmasını olumlu karşıladıklarını belirten Akdağ, ”İnternetin komplikasyonlarıyla, özgürlükleri kısıtlamadan akılcı şekilde mücadele ederken, bilgi teknolojilerinin geliştirilmesini teşvik etmek ve toplumda çok daha yaygın kullanılmasını sağlamak zorundayız” dedi.
CHP Grubu adına konuşan İzmir Milletvekili Erdal Aksünger ise, konuyla ilgili bir eylem planı hazırlanması ve “Bilişim Başkanlığı” kurulması gerekliliğini savundu. Geçtiğimiz yıl içerisindeki tablet pc satışları ile ilgili istatistiklere değinen Aksünger; “2011 yılında 50 milyon tablet satıldı, 2012′de 80 milyon satılacak. Biz 17 milyon tablet alacağız. Bunları çocuklara verdiğinizde Türkiye’yi çöplüğe atma ihtimali var. 17 milyon tablette, uluslararası şirketin yazılım programını kullanacaksınız. Çocuklar bu yazılımların müptelası olacak” şeklinde konuştu. Bilişim ve internet hukukunun hayata geçirilmesi gerektiğini de vurgulayan CHP’li Aksünger internet güvenliği ile ilgili önemli vurgular yaptı.
MHP Grubu adına konuşan Tokat Milletvekili Reşat Doğru ise internet bağımlılığının yalnız çocuları değil, aileleri de ilgilendiren bir hastalık olduğunu söyledi. Araştırma komisyonu kurulmasına kendilerinin de sıcak baktığını vurgulayan Doğru, bu konuda geç kalındığını da sözlerine ekledi.
Görüşmeler sonrasında; internet kullanımı ve çocukların internetin zararlarından korunması konusuna ilişkin 17 kişilik bir TBMM Araştırma Komisyonu kurulması genel kurulda kabul edildi.
20
Şubat
2012
Twitter, ulaştığı kitlenin büyüklüğü ve niteliği sebebiyle markalar için önemli bir reklam alanı. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda markaların büyük çoğunluğu Twitter’da yer almayı mantıklı buluyor. Marka hesaplarının kendine özel yapısı ve 140 karakterle sınırlandırılmaması şirketlere kendini daha iyi ifade etme şansı veriyor. Ancak bugüne kadar maliyetinin yüksekliği nedeniyle küçük şirketlerin Twitter’daki kullanıcılara ulaşması mümkün olmuyordu. Twitter, bugün başlattığı self servis reklam programıyla küçük işletmelerin de elini güçlendiren bir adım attı.
AdAge tarafından duyurulan bu yenilik sayesinde küçük işletmeler de Twitter’da reklam verebilecek. Bu sayede küçük şirketler de Twitter üzerinden yürüttükleri kampanyalar sayesinde daha fazla insana isimlerini duyurabilecekler. Şimdilik ABD’de bulunan American Express kartı sahiplerinin yararlanabildiği programa kayıt olan ilk on bin şirkete Twitter, 100 dolarlık kredi hediye ediyor. Şu an için 3000 reklamverenin bulunduğu uygulamanın Mart ayı sonuna kadar devam edeceği belirtiliyor. Twitter sözcüsünün verdiği bilgiye göre şirket konuyla ilgili resmi açıklamayı bugün yapacak.
Yeni uygulamayla ilgili gelen yorumlar ise gayet olumlu. Herkesin ortak fikri programın ABD dışında da markaların kullanımına sunulması gerektiği yönünde. Keza American Express kartları birçok ülkede geçerli. Uygulama ABD dışına çıktığı takdirde Türkiye’den de yoğun talep alacaktır.
© Tüm Hakları Saklıdır - Satan Reklam
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.