Benim Markam, Benim Hikayem: Kurumsal Markalaşma

Benim Markam, Benim Hikayem: Kurumsal Markalaşma

bifa reklam 497 x 276 300x166 Benim Markam, Benim Hikayem: Kurumsal Markalaşma

Tüketici markayı gördüğü anda kafasında bir imge oluşuyorsa ve bu oluşan imge markayı taşıyan bütün ürünlerde benzer şekilde temsil ediliyorsa o markanın kurumsal bir marka olabilmeyi başardığını söyleyebiliriz. Kurumsal marka olma yolunda en önemli özellik budur. Kurumsal markalarda tutarsızlığa yer yoktur. Tasarımdan, satış sonrası hizmete kadar bütün süreçler bütünlük arz etmelidir. Ne tek başına reklam, ne tek başına logo, slogan, ürün gibi unsurlar kurumsal bir marka yaratamaz. Kurumsal markalar ancak bütün bir imaj çalışmasının eseri olarak ortaya konulabilir. Bu imaj çalışmaları da iyi bir şirket performansı ve başarılı bir PR çalışmasından oluşur. Kurumsal marka olabilmeyi başaran şirketlerin piyasa değerleri de varlıkları ya da yıllık kar oranlarına göre açıklanabilecek değerlerinin üzerindedir.

Kurumsal markaların yeni ürünleri sunmak başta olmak üzere rakiplerine göre birçok avantajı vardır.Bu avantajların başlıcaları, bilinirlik, güven ve bağlılıktır. Kurumsal markalar bu avantajlar sayesinde pazarlama faaliyetlerini de rakiplerine göre daha düşük maliyetlerle sürdürebilirler. Kurumsal markalaşma anlayışının bir neticesi olarak, şirketlerin büroları, bayileri her yerde birbirine benzer hatta çok zaman birebir dekore edilir. Burada amaç markayı oluşturan unsurlar arasında uyumu sağlamaktır. Dünyanın herhangi bir yerinde bir McDonalds şubesinden içeri girdiğinizde yabancılık çekmezsiniz. Sony markalı elektronik aletlerin hepsinin üzerindeki logo aynıdır ve başarılı bir teknolojiyi işaret eder.
Kısaca; kurumsal bir markanın iyi bir pazarlama anlayışı, iyi bir satış yönetimi sistemi, kaliteli bir ürünü, bir görsel kimliği, etkili ve doğru yapılan reklam çalışmaları, yapıcı bir halkla ilişkiler anlayışı, etkili bir müşteri ilişkileri ve insan kaynakları yönetimi vardır. Bunun yanı sıra kurumsal markalar iyi yönetilen bir finans ve toplam kalite yönetimi anlayışına sahiptir.

Türkiye’nin en köklü gıda firmalarından olan Bifa’da geçtiğimiz günlerde yaptığı 2010 yılı değerlendirme toplantısında, hem hedeflerini, hem de kurumsallaşma yolunda yaptığı çalışmaları açıkladı. Yurtiçine 25 milyon Dolar, yurtiçi iştiraklerine 3 milyon Dolar, yurtdışına 12 milyon Dolar olmak üzere toplamda 40 milyon Dolar yatırım yapan firma, genç nüfusun talepleri doğrultusunda, logosunu da daha genç ve dinamik bir imaj vermek yolunda yeniledi. Çalışan sayısını, yatırımları arttırmak ve firmayı uluslararası bir marka konumuna getirmeyi de hedefleyen firmanın kurumsal markalaşma yolundaki ilk reklam filmi de 13 Aralık 2010 tarihinden bu yana yayınlanmaya başladı. Çağan Irmak yönetmenliğinde çekilen filmin sloganı “Senin tadın, senin hikayen”. Filmde 1960’tan günümüze, dönemin estetiği ve koşulları ile oluşturulan çeşitli kareler yansıtılmış. Çetin Tekindor’un seslendirdiği reklam filminin müziği de, Ali Kocatepe’ye ait ‘Ben yine sana vurgunum’ isimli şarkı. Bifa 49 yıllık bir firma olarak kurumsal markalaşma yolunda hedeflerini belirlemiş durumda. Bu doğrultuda 2011 yılında tüketiciler Bifa ismiyle gerek reklamlarda, gerekse raflarda daha sık karşılaşacak gibi görünüyor.

Kaynak: www.reklam.com.tr
7 Eylül 2011
bosluk

Bana Bir Masal Anlatın da Kurumsal Marka Olduğunuza İnanayım

Bana Bir Masal Anlatın da Kurumsal Marka Olduğunuza İnanayım

ey%C3%BCp sabri tuncer kolonya 448 x 276 300x184 Bana Bir Masal Anlatın da Kurumsal Marka Olduğunuza İnanayım

“Bana bir masal anlatsaydınız da çoktan inanmış olsaydım…” 1960’tan bu yana sektöründe faaliyet gösteren Bifa Firması’nın geçtiğimiz günlerde televizyonda reklamlarını gördüğümde aklımdan geçen bu olmuştu. Ben reklamın gücünün anlattığı hikayeyle doğru orantılı olarak arttığını düşünenlerdenim. “50 yıldır neredeydiniz?” diye sormak istedim ardından kurumsal markalaşma hedefleri doğrultusunda gerçekleştirmeyi düşündükleri çalışmalar ile ilgili olarak basında yer alan haberlerini okurken. Özellikle gıda sektöründe 50 yıl faaliyet göstermiş olmak bir başarıdır ancak raflarda tüketici karşısında marka kalitesiyle değil, fiyat ile çıkmış olmak bir başarı değildir. Kurumsal markalaşma firmalara çok önemli bir avantaj sağlar: fiyat avantajı. Ben kandırılmayı çok sevdiğim için bu cümleyi kurmuyorum, ben 50 yıllık bir markanın rakipleri karşısında kendini hala konumlandıramamış olduğu için kuruyorum.

Bu düşüncelere beni iten ise bir başka geleneksel firmanın da markalaşma yolunda önemli adımlar attığı haberini okumam oldu. Kimdir bu firma? Eyüp Sabri Tuncer. Çoğumuzun bayram sabahlarının kokusu, çocukluğumuzun hatıralarını canlı tutan o kolonya kokusu. 1923’te Ankara’da küçük bir atölyede başlayan ve günümüze kadar devam eden bir üretim, 2011 yılında gelen uluslararası markalaşma hedefleri. Şunu belirtmeliyim ki, Eyüp Sabri Tuncer Bifa’dan bir adım daha önde markalaşma konusunda. En azından Türkiye pazarında önemli bir yere sahip ve konumlandırma olarak geleneksel ancak yeniliklere de açık bir marka imajı var. ABD’de piyasaya süreceği ETS 1923 markasının tescilini de bekliyorlar.

Uluslararası bir marka olabilmek, kurumsal markalaşmada başarılı olabilmek elbette sadece reklamla, tanıtımla, devam eden üretimle mümkün değil. Baskın kültür, uluslararası arenadaki rakip firmalar, dünyada var olan markalaşma, kurumsallaşma, kadrolaşma örnekleri… Kısaca A’dan Z’ye her unsuru incelemek ve önce yerel pazara, ardından da dünya pazarına uyarlamak. Reklam ve tanıtım kampanyalarının hepsi özünde küçük ya da büyük markalara dair hikayeler anlatırlar. Bu hikayeleri anlatmanın amacı, hedeflenen kitleyi kendine bağlamaktır. İşte anahtar nokta da budur. Kitleniz sizin markanıza bağlanmazsa, siz ona anlattığınız hikayede bir yer vermezseniz başarısız olursunuz. Onlarca bisküvi arasından Bifa’yı, popüler pek çok marka da dahil olmak üzere raftaki kokular arasından EST’yi seçmek için bir sebebimiz olmalı. Bunun içindir ki yıllardır tutarlı hikayeler anlatan markalar gerek yerel gerekse de ulusal pazarda kendine yer edebiliyor.

Yani bir marka masalı şudur, hikayenizi ilk günden tutarlı bir zemine oturtacaksınız, hedeflerinizi her zaman büyümek üzerine kuracaksınız, iş disiplini, üretim teknik ve süreçleri konusunda her zaman profesyonelliği ön planda tutacaksınız ve tüketicilerinizin dilinden anlayacaksınız. Siz büyürken onların da büyüdüğünü, değiştiğini unutmayacaksınız. Bütçenizi yıllık belirleyebilir, büyüme hedefinizi rakamsal ifade edebilirsiniz. Yatırım oranlarınız, yıllık cironuz, faaliyet raporunuz… vb. Bütün bunlar tüketicileri fiilen hiç ilgilendirmez ancak ekonomi sayfası için haber toplayan muhabirler için faydalıdır.

 

Kaynak: www.reklam.com.tr

17 Ağustos 2011
bosluk
 Son Yazılar FriendFeed

Alışverişe Açılan Kapılar

Dünyanın en bilinen ayakkabı markalarından adidas ayakkabı, kelliğe mucize çözüm minoxidil, fazla kilolarınızdan kurtulmak için african mango ve uçak bileti satın almak için www.ucakbiletiplus.com a gelin.
Ekonomi ve İş Dünyası | Ukash | Web tasarım ankara | tabela | african mango | v-pills