
Mücevher tasarım ve aksesuar markalarından Roberto Bravo iletişim ajansı olarak Ajanda PR’ı tercih etti…
Roberto Bravo, yeni yılla birlikte Marka ve Kurumsal İletişim alanında Ajanda PR’la çalışma kararı aldı…
Dünyanın bir çok ülkesinde elit tasarımlarıyla beğeni kazanan markanın 2012 yılında global pazarda giderek etkinleşecek olan bir hacme sahip olması hedefleniyor…
Dijiboard network ağları kurulmaya başladı. İşte yepyeni bir mecra… İnsanların günlük yaşamlarında sık sık ziyaret ettikleri alışveriş merkezleri, sağlık merkezleri, hava limanları, eğlence merkezleri, üniversitelerin kampüsleri gibi yerlere konulan dijital bord’lar, plazma ekranlardan oluşuyor. 32”, 42”, 50”, 55”, 65” ekranlar kullanılıyor. İçlerinden bazıları, video wall, LED olup gözlüksüz izlenebilen 3D ekranlar da kullanılıyor. Bunlar belirli inçlerde, yatay veya dikey olarak yerleştiriliyor. Dijital bord teknolojisi, sürekli olarak etkinliğini arttırırken, markalar ile tüketicileri arasında etkin bir iletişim kurdurabiliyor. Ülkemizde, özellikle üç büyük kentte şu an kullanılıyor. Bu mecranın en güzel özelliği, tek bir merkezden kontrol edilebiliyor olmasıdır. Tek bir noktadan, tüm merkezlerdeki ekranlarda aynı reklam gösterilebildiği gibi, her merkezde, birbirinden farklı reklamların gösterilmesi de mümkün olabiliyor. 3D ekranların dış görüntüsü normal ekranlar gibi ve gözlüksüz izlenebiliyor. Üç boyutlu gösterilen tasarımlar, insanı içine çekerek, derinliği algılamasını sağlıyor. Bu da mesajları daha da etkili kılıyor.
Dijital board ekranları, bulundukları mekanlara canlılık vererek, önce dikkati çekiyor, sonra, ortamda oluşturdukları bu görsel şölen sayesinde, izleyicilerin izleme süresini arttırıyor. Bilindiği gibi tüketici, herhangi bir ihtiyacı için veya sadece gezmek amacıyla AVM’lere gidebiliyor. Doğal olarak, satış noktalarında bulunduğu anlarda, bir şeyleri satın alma kararını veriyor. Bu yüzden, özellikle alışveriş merkezlerinde bulunan bu tip etkileyici ekranlar, reklam verenlerin işini kolaylaştırıyor. Çünkü tüketicilerin satın alma kararlarını etkiliyor. Daha da iyisi, dijital boardlar, alışveriş merkezlerinde tüketicilerin en sık geçtikleri noktalara konuluyorlar. Ana girişler, kafeler v.b. sosyal alanlar ile merdiven başları, bitimi, yürüyen bantların bulunduğu noktalarda kesintisiz yayın akışını sürdürüyorlar. Yayın akışı, sıkıcı gösterimlerden de oluşmuyor, yayınlanan reklamlar oldukça güncel oluyor. Tüketici, diğer mecraları işte, evde veya herhangi bir sosyal işlevini yerine getirmekle meşgulken izliyor. Bu mecrayı alışveriş merkezindeyken izliyor ve etkilenip anında harekete geçebiliyor veya kararını verebiliyor.
Gün geçmiyor ki reklam verenin kullanabileceği, heyecan verici, yeni bir mecra kendini göstermesin. Her gün bir yenisi yaşamımıza girip bizi yönlendiriyor. Ama bu mecra, diğerlerinden çok farklı. Özellikle üç boyutlu gösterim yapan ekranlarda, tüketici kendini reklamın içeriğinde bulabiliyor. Normalde yani 2D ekranlarda, tasarımları veya reklam filmlerini izlerken, tasarımın yaratıcılığına, hitap edip etmemesine bağlı olarak etkileniyor. Ama buradaki etki gücü, neredeyse 20 kat artıyor. Burada kullanılan bütün merkezlerdeki veya noktalardaki ekranların, tek bir merkezden kontrol edilebilmesi, ajansların da işlerini kolaylaştırıyor. Örneğin, firmanın yeni gündeme aldığı, herhangi bir indirim, kampanya, promosyon veya buna benzer bir etkinlik, aynı anda bütün merkezlere yansıtılabiliyor. Ayrıca, her noktanın özelliklerine, orada bulunan tüketicilerin taleplerine ve yapısına bağlı olarak, ayrı ayrı tasarımlar gösterilebiliyor. Bakalım bundan sonra hangi yaratıcı mecraları görebilecek ve şaşıracağız.
Ünlü iletişim kuramcısı Marshall McLuhan’ınkitabı ile aynı ismi taşıyan “Araç Mesajdır” cümlesini hemen herkes bir şekilde bir yerde duymuştur. McLuhan’a göre, mesajın içeriğinden çok nasıl söylendiği önemli olsa da, reklamcılıkta özellikle medya planlamasında mesajın kendisini yok saymak mümkün değildir. Not düşmeliyim ki, McLuhan’ın bu yazımı okuma şansı olsa bana biraz kızabilirdi. Bana kalırsa mesajın kendisi de en az araç kadar önemlidir. Araç mesajdır ama, bu araçlar ve mesajlar neleri kapsar? Ya da neleri kapsamaz? Günümüzde iletişim dendiğinde akla daha çok genellikle kitle iletişimi gelse de, (ki bu da aslında araç mesajdır cümlesinin bir yansımasıdır çünkü kitle iletişim araçları ile sürekli iç içe yaşıyoruz, en basiti herkes cebindeki mobil telefon ile internete bağlanabiliyor ve dilediği içeriklere ulaşabiliyor) kitle iletişimi kadar kişiler arası sözlü ya da sözsüz iletişim de toplumsal – kültürel düzenin sürdürülmesi noktasında önemli bir unsurdur. Aslında, kişilerarası iletişim olmadan sürdürülmeye çalışılan bir düzen bir nevi diktatörlüktür. Herkes aynı kaynaktan gelen aynı mesajları alır, aynı şekilde düşünmeye sevk edilir, benzer uyaranlarla karşı karşıyadır ve kendi mesajlarını iletmekten yoksundur.
Kişilerarası iletişimin olmadığı bir toplumun içinde bulunacağı durumu bir yana bırakalım ve araç mesajdır cümlesini biraz açalım. Araç yani iletişimin konusu olan mesajın yer aldığı ortam nasıl mesajın kendisi olur? Elbette ki göstergelerle, yerleşmiş olan kalıp fikirlerle ya da bakış açılarıyla, kısacası algılarla. Her mecranın, her ortamın yansıttığı mesajlar vardır. Reklam ve pazarlama açısından bakarsak; günümüzde internet daha güncel bir mecradır, özellikle sosyal medyanın yükselişe geçtiği şu günlerde internette reklam veren firmalar şu mesajı iletebilir: Ben teknolojiyi takip eden bir firmayım, yeniliklerden haberdarım ve hedef kitleme ulaşmak için değişime ayak uyduruyorum. Televizyonlar, radyolar, gazeteler, dergiler, açık hava reklam alanları, internet sayfaları her biri birer mesajdır. Her bir kanal kitlelerde farklı düşünceler uyandırır. Markalar da algılar oluşturur, ki günümüzde araçlar dahi markalaşmış durumdadır. Günümüzde bu kadar çok mecranın olması medya planlamalarında zorluk getiriyor gibi görünse de, profesyonel çalışmalarla önemli kolaylıklar sağlar.
Medya planlaması yapılırken de profesyonellerin dikkat ettiği aslında bu mecraların ilettiği mesajlardır. Reklamların herkese ulaşması değil, hedef kitlelere ulaşması amaçtır. Bu yüzden, bir reklam kampanyasının bütün mecralarda yayınlanması zorunluluğu yoktur. Bir ya da birkaç farklı mecrada yayınlanmak üzere medya planlanabilir. Sadece tematik kanallara yönelik televizyon reklamları, yine sadece yabancı müzik yayınlayan radyolar, siyasi içerikli dergiler, magazin içerikli internet sayfaları gibi mecralar daraltılabilir. Bütün mecralar yerine, markaların iletmek istedikleri mesajlarla örtüşen mecralar seçilerek reklam kampanyalarının etkileri arttırılabilir. Bu daraltma işleminin en faydalı tarafı reklam verenler açısından bütçenin de azalmasıdır. Bu kadar çeşitli mecra içinde, neden her yerde yer alarak, “sadece” reklam yapıyormuş izlenimi verilsin ki? Neden söylemler kuvvetlendirilip, tutarlılık eklenmesin? Kullanılan mecralar markaların iletmek istedikleri mesajları güçlendirebilirler. Bazı araçlara yerleşmiş olan mesaj içeriklerinden yararlanabilirler. Reklam yapmak kolay bir iş gibi görünebilir, ama reklamlarda doğru mesajları doğru araçlarda verebilmek için, iletişim biliminden biraz faydalanmak gerekir.
Kaynak: www.reklam.com.tr
Millward Brown’s Futures Group tarafından yayınlanan 2011 Dijital Tahmin raporunda 2011 için öngörülen dijital eğilimler belirlendi. Rapora göre son yıllarda giderek artan sosyal medya kullanım ve etkileşimi 2011 yılında da etkinliğini koruyacak. Bu da markaları çoklu çevrimiçi ortamlarda yer almaya yönlendirecek.
Rapora göre belirlenen 10 trend ise şöyle:
1. Giderek yaygınlaşan sanal alışverişte eksik olan gerçeklik hissini arttırmak için markalar global olarak, arttırılmış gerçeklik gibi yeni teknolojiler kullanma eğiliminde olacaklar.
2. İnteraktif özellikleri sayesinde sosyal medya sitelerine bağlanabilen reklamların ilgi çekici reklamların kullanılmasıyla birlikte çevrimiçi – sanal teşhirde kullanılan görsel formatlar değişmeye devam edecek.
3. Dijital pazarlama kampanyalarının planlanmasında, sanal ortamlarda hızla yayıldığı için ‘viral video’ olarak adlandırılan video paylaşımları önemli rol oynayacak. Reklam videoları aynı zamanda reklamcıların yaratıcılıklarını da zorlayacak.
4. 2011’de küresel olarak, pazarlamacıların sanal videolara yaptıkları yatırımlar artacak. Bu yatırımlar, televizyon reklamlarının yeniden tasarlanması için değil, internet için özel olarak hazırlanan ve ikna etmede daha etkin rol oynayan videolara yapılacak.
5. Mobil iletişim cihazlarının giderek artan performans özellikleri sayesinde daha fazla insan çevrim içi olacak ve pazarlamacıların mobil reklam fırsatları artacak. 2011’de mobil reklam bütçelerinin bir önceki yılı aşacağı tahmin ediliyor.
6. ‘Giriş’ anlamına gelen geo – location, tüketicilere giriş yaptıkları mağaza – sitelerde farklı deneyimler sunacak. Bu girişlerde, tüketicilere otomatik promosyon – puan kazandıran uygulamalarda da gelişmeler olacak. Çıkış işleminde de yeni uygulamalar bekleniyor.
7. Geniş bilgi kullanabilmenin bütün olumlu yanlarını değerlendiren geliştiriciler yanında, tüketiciler de Google Maps gibi uygulamaların avantajlarını keşfedecekler. Böylece görsel anlamda arama sonuçları etkinleşecek. Pazarlamacılar aramaların markalara etkisini daha fazla anlama ihtiyaç duyacaklar.
8. 2011’de de sosyal oyun kullanımı artacak ve markalar da bu alandan amaçlarına uygun gördükleri şekilde faydalanacaklar.
9. Hedef kitleye ulaşmak yolunda markalara etkin fırsatlar sunan Facebook gibi siteler yanında, ilgi alanlarına hitap eden ağlar da tüketicilerin yer aldığı ortamlar olacak, bu durum sosyal grafiklerin kullanımını da arttıracak.
10. Sanal ortamlarda, düzenleyiciler ve endüstri arasında, sanal kimlikleri oluşturan kişisel bilgi paylaşımı konusundaki savaş devam edecek ve çevrimiçi şeffaflık çerçevesi ileriye dönük olarak gelişecek.
Kaynak: www.reklam.com.tr
| Ukash | Web tasarım ankara | tabela | african mango | v-pills